
Türkiye’de faizsiz finans ekosisteminin önemli bir parçası olan ve halk arasında “Evim Sistemleri” olarak bilinen Tasarruf Finansman Şirketleri (TFŞ), dar ve orta gelirli vatandaşların faiz yüküne girmeden yardımlaşma esasıyla konut veya taşıt sahibi olmalarını sağlayan kıymetli bir modeldir. Ancak sistemin barındırdığı devasa likidite havuzu ve bireylerin acil nakit ihtiyaçları, bu yapının özünden saparak fiili bir “nakit sağlama” mekanizmasına dönüşmesi riskini doğurmuştur. Bu durum, sistemin faizsizlik iddiasını sarsan “gizli teverruk” ve “bey’u’l-îne” tehlikelerini beraberinde getirmektedir.
Sistem Nasıl İşliyor, Nerede Tıkanıyor?
Tasarruf finansman modelinin yasal ve meşru zemini, toplanan fonların münhasıran gerçek bir gayrimenkul veya taşıt alımına tahsis edilmesine dayanır. Sistemi cazip kılan bu durum, sahada bazen amacından sapmaktadır. Müşteriler gerçekte bir mal edinmekten ziyade, muvazaalı (danışıklı) sözde alım-satım işlemleri üzerinden şirketten nakit çekmeye çalışabilmektedir.
Bu noktada karşımıza İslâm fıkhının en tartışmalı konularından olan iki kavram çıkıyor:
Bey’u’l-Îne (Îne Satışı):
Bir malı vadeli olarak satıp, aynı malı ilk satıcısından peşin parayla daha ucuza geri satın almaktır. İslâm âlimlerinin kahir ekseriyeti bunun paranın parayla fazlalıklı değiştirilmesini gizleyen açık bir faiz hilesi (riba) olduğu konusunda müttefiktir.
Teverruk:
Nakit elde etmek amacıyla bir malı vadeli ve kârlı satın alıp, daha düşük peşin bir bedel karşılığında tamamen bağımsız üçüncü bir şahsa satma işlemidir. Şâfiî mezhebi gibi bazı ekoller, malın piyasada gerçekten el değiştirmesi şartıyla buna izin verse de; Hanefî fıkhı, asıl niyetin nakit bulmak olması ve barındırdığı muvazaa (danışıklılık) riski nedeniyle teverruka son derece mesafeli yaklaşır.
Evim Sistemlerindeki “Gizli Teverruk” Örneği
Teorik çerçevenin sahaya nasıl yansıdığını ve sistemin nasıl istismar edildiğini basit bir örnekle açıklayalım:
Ahmet Bey’in ticaretini kurtarmak için 2 milyon TL nakde ihtiyacı vardır ve faizli kredi kullanmak istememektedir. Bir tasarruf finansman şirketine başvurarak 2 milyon TL tahsisatlı bir konut grubuna dahil olur.
Sırası geldiğinde, şirketten bu parayı nakit olarak talep edemeyeceği için öz amcası Mehmet Bey ile ya da yakın bir arkadaşı ile anlaşır. Amcası halihazırda sahip olduğu evi, resmiyette bir satış görünmesi adına evin tapusunu Ahmet Bey’e devreder. BDDK kuralları gereği tasarruf finansman şirketi, 2 milyon TL’yi evi satan kişi olan amca Mehmet Bey’in hesabına yatırır ve tapuya ipotek koyar. İşlem tamamlandıktan hemen sonra amca Mehmet Bey, hesaba yatan bu parayı elden veya gayriresmi yollarla Ahmet Bey’e iade eder.
Sonuç: Ahmet Bey gerçekte bir ev almamış, amcasının evini bir kılıf (hülle) olarak kullanarak sistemi kandırmış ve 2 milyon TL nakit elde etmiştir. Şirkete de bu meblağı organizasyon ücretiyle birlikte uzun vadelerde geri ödeyecektir.
Bu durum fıkhî açıdan, Hanefî fıkhının şiddetle yasakladığı hileli işlemlerin ve “gizli teverruk” kavramının vücut bulmuş halidir. Hatta malın aile içinde dönmesi ve ortada gerçek bir mülkiyet devri iradesi olmaması sebebiyle, klasik teverruk sınırlarını da aşıp doğrudan faiz hilesi olan “bey’u’l-îne” kategorisine girme riskini doğurmaktadır.
Yasal Düzenlemeler (BDDK) ve Fıkhî Standartlar (TKBB) Ne Diyor?
Sistemin gerçek bir gayrimenkul arzı/talebine dayanmayan fiktif (sanal) para döngüleriyle nakit dağıtmaya başlaması, vatandaşların birikimlerinden oluşan havuzu devasa bir likidite riskiyle (ponzi benzeri kırılmalarla) karşı karşıya bırakır. Bu tehlikenin önüne geçmek için kurumlar net sınırlar çizmiştir:
BDDK ve 6361 Sayılı Kanun:
Sektörü disipline etmek için çıkarılan 6361 sayılı Kanunun 39/A maddesinin 5. fıkrası bu işlemlere doğrudan set çeker: “Tasarruf finansman şirketleri konut, çatılı iş yeri veya taşıt ediniminden doğduğu tevsik (belgeyle ispat) edilmeyen borçları finanse edemez… tasarruf finansman sözleşmeleri dışında finansman sağlayamaz, üçüncü taraflara borç veremez”. Yani BDDK, tevsik (ispat) şartı koşarak sözleşmenin ardındaki ekonomik gerçekliğe odaklanır ve sanal mülkiyet devirlerine izin vermez.
TKBB Teverruk Standardı:
TKBB Merkezi Danışma Kurulu, 2021 yılında yayımladığı “Teverruk Standardı” ile organize teverruku aslen yasaklamıştır. Ancak TKBB, bu standartları genel bir uygulama yöntemi olarak değil; yalnızca çok özel zaruret hallerinde (örneğin müşterinin ödeme güçlüğüne düşmesi veya kurumun çok acil likidite ihtiyacı gibi) başvurulabilecek istisnai bir alan olarak tanımlamıştır. “Klasik teverruk” olarak adlandırılan ve belirli şartlara bağlanan bu istisnai yöntemin meşru olabilmesi için şu altı temel standardın bir arada bulunması zorunludur:
-
- İşlem aslı itibarıyla meşruiyet şartlarına uymalıdır.
- Emtia vadeli satışa uygun olmalı (altın, gümüş veya para olmamalıdır).
- Gerçek bir mal mevcut olmalıdır.
- Emtia akit anında muayyen (belirli) olmalıdır.
- Akitler birbirinden bağımsız ve muvazaadan uzak olmalıdır.
- Taraflar arasında ön şart olmamalıdır.
Evim sistemlerindeki aile veya tanıdık vasıtasıyla yapılan danışıklı (muvazaalı) tapu devirleri, TKBB’nin bu şartını ve “istisnai olma” ruhunu açıkça ihlal eder.
Sonuç
Tasarruf finansman (Evim) sistemleri, asıl gayesi olan gerçek varlık finansmanı çizgisinden sapmamalıdır. Şirketlerin iç kontrol ve şer’i denetim kurullarının, gerçekleşen tapu devirlerindeki birinci derece akrabalık (soybağı) ilişkisini detaylıca incelemesi ve fonların izini sürmesi, gizli teverruk riskini elimine etmek adına hayati bir zorunluluktur.
Ancak bu noktada sorumluluk sadece regülatörlere veya denetim kurumlarına düşmemektedir. Birinci derece akrabalar dışında kalan yakın arkadaşlar, iş ortakları veya uzak akrabalar üzerinden kurgulanan muvazaalı (sahte) satışların kurumsal olarak dışarıdan tespit edilmesi çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu nedenle halkın da bu yardımlaşma sistemini özüne ve amacına uygun şekilde kullanması büyük bir gerekliliktir. Sistemin sürdürülebilirliği ve manevi meşruiyeti, yalnızca katı denetimlerle değil, aynı zamanda katılımcıların hileli işlemlerden kaçınarak faizsiz finansın ruhuna sadık kalmalarıyla sağlanabilir.